
Sandalyeler
Geçtiğimiz hafta Ankara Bambu Sahne’de hoş bir oyun seyrettim. Naçizane yorumlarımı, hislerimi ve genel gözlemlerimi paylaşmak istedim.
Beni takip eden butik, niş, seçkin, sadık bir kitlem var yıllardır #şükür 🙂 Onlar bilirler ki uzun yıllar tiyatro ve film eleştirileri yazdım önemli yerlerde. Hem kariyer hem eğitim derken ara verdiğim kültür-sanat yorumlama hobime bir süredir geri dönmeye çabalıyorum. Bu doğrultuda yolum geçen hafta Bambu Sahne’ye düştü. Kızılay’ın ara sokaklarından birinde, yer altında küçük bir tiyatro burası. İlk kez oyun seyretme şansım olan bu sahneyi pek beğendim doğrusu.
24 Ocak Cumartesi akşamı Sandalyeler sahneleniyordu. Oyuncu performanslarına geçmeden evvel Sandalyeler hakkında kısa bir bilgi vereyim.
‘Haydi cicim… Pencereyi kapat, durgun su fena kokuyor hem de içeriye sivrisinek doluyor.’
Absürt tiyatronun öncüsü Eugène Ionesco’nun başyapıtlarından biri olan Sandalyeler tiyatro oyunu, Tiyatral Sanat ve Kültür ekibi tarafından sahneye taşınıyor.
Yaşlı bir çiftin boş bir adada kurdukları hayallerle örülü yaşamlarını ve görünmez konuklarla dolan bir salonda anlam arayışlarını sahneye taşır. Sahne anlatımını ve dekor yaklaşımını çarpıcı mask kullanımıyla zenginleştirilen bu özel yorum, seyirciye hem görsel hem de düşünsel bir tiyatro deneyimi sunuyor. (Tanıtım bülteninden alıntıdır.)
Butik bir tiyatro sahnesinin tüm imkanlarını barındıran salonda yerimi aldım. Şansıma seyirci sayısı iki elin parmakları kadar vardı yoktu. Salonda az seyirci ile tiyatro izlemeyeli uzun zaman olmuştu. Ardından iki genç sanatçı oyunu gayet başarılı şekilde sahnelediler. Ünlü oyun yazarı Eugène Ionesco‘nun eseri olan Sandalyeler, varoluşsal bir sorgulamayı merkeze koyuyor olsa da metin ve konu itibariyle bana ne yazık ki biraz ruhsuz geldi. Sistemi eleştirmek, sistemin çarklarını döndürenleri, çeşitli mertebelerdeki insanların hayata bakışını, bazı insanların ötekileştirilmesini konu almak elbette önemli. Öte yandan bu metin ve benzeri metinler bende “bir tiyatro oyunu yazayım, her telden düzeni eleştireyim de herkes seyretsin” kaygısı ile yazılmış hissini yaratıyor artık. Tabi ki izlenmeli, özellikle gençler böyle oyunları izleyip anlamlandırmaya çaba göstermeli. Sadece çarpıcı bir akışa, ilgi çekici bir olay örgüsüne yerleştirilmediyse biraz hevesim kaçıyor.
Oyunculardan bahsetmeden evvel Hacettepe Üniversitesi’nde öğrenci olduklarını öğrendiğim Zeynep Kara ve Mehmet Gündoğan’a özel bir alkış, tebrik, teşekkür iletmek isterim. Kendileri Sandalyeler oyununda oyuncuların giydiği Kukla-Maskeleri tasarlamışlar. Bu maskelerin kullanılması oyunun etkisini önemli ölçüde artırmış bence. Kostümler ve dekor tasarım da oldukça iyiydi -dekor tasarım Cengiz Bağlan- kendilerini tebrik ediyorum.

Gelelim genç sanatçılarımıza. Buket Göçer ve Celal Can Tanrıverdi. Celal Can, Konya Selçuk Üniversitesi, Devlet Konservatuvarı üçüncü sınıf öğrencisi; Buket ise Süleyman Demirel Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne Sanatları üçüncü sınıf öğrencisiymiş. Performanslarını beğendiğimi itiraf etmeliyim. Özellikle Buket’in yüzünü kaplayan maskeye rağmen ağız ve çene mimiklerini rolden hiç kopmadan kullanması takdire şayandı bence. Celal Can’ın beden dilini oyun boyunca “yaşlı adam” temsilinde tutabilmesi de aynı ölçüde başarılıydı. Her iki sanatçıyı da beğendim.
Oyun bittiğinde şöyle bir his vardı içimde: Sanki 80’li yıllarda, soğuk bir NewYork gecesinde Broadway’in ara sokaklarında dolaşırken minik bir tiyatro sahnesi fark edip hem ısınmak hem de düşüncelerden uzaklaşmak için oyun izlemeye girmişim. İzlediğim oyundan, sanatçılardan ve ambiyanstan çok memnun kalmışım, damağımda hoş bir lezzetle tekrar şehrin hareketine karışmışım gibi…
Oyun sonrası ayaküstü kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Gencecik çocuklar, büyük bir hevesle sanatla uğraşıyorlar. Bayılıyorum böyle gençlere. Umarım çok başarılı olurlar ve başarı basamaklarını tırmanırken tevazu sahibi olmayı ihmal etmezler.
Sevgiler…
Göksel Aksel
Bunları da beğenebilirsiniz

Liderlik ve Dönüşümcü Liderlik Yaklaşımının Çalışanların Motivasyonuna Etkisi
13 Şubat 2025
Göksel’den Hashtag: #23Nisan #Enercisi #YazıklarOlsun
26 Nisan 2024