Haberler,  Kültürel Perspektif,  Perspektifler,  Yazılar

Onur Ünsal ile Söyleşi

Tiyatro sahnesinden TV ekranlarına, sinema perdesinden dijital platformlara kadar pek çok yapımda başarısı ile adından söz ettiren ve en son Delikanlı Dizisinin Kamer’i olarak seyirciyle buluşan ünlü oyuncu Onur Ünsal ile söyleşi gerçekleştirdik.

Oyuncusu, şarkıcısı, yapımcısı, yönetmeni onlarca ünlü ile çalışmış ve söyleşi yapmış birisi olarak itiraf etmeliyim ki son zamanlarda ülkemiz, Dünyamız ve hatta galaksimiz Samanyolu adına varlığının çok önemli olduğuna inandığım, sanatçılığı ve insanlığıyla sürekli örnek gösterdiğim yegane isim Onur Ünsal.

Uzun yıllar farklı platformlarda yayımlanmış olan ve  uzun süredir kişisel nedenlerle ara verdiğim söyleşilerime Sevgili Onur Ünsal ile kendi bloğumda yeniden başlamış olmak inanıyorum ki çok uğurlu gelecek.

“Başını kaşıyacak vakti yok” deyiminin ete kemiğe bürünmüş hali olsa da beni kırmayıp sorularımı samimiyetle yanıtlayan Onur Ünsal’a yürekten teşekkürlerimi sunuyorum.

“Set maceram gayet güzel gidiyor.”

Göksel: En güncel çalışmalarını sorarak başlamak isterim. Delikanlı dizisinde rol alıyorsun. Bize biraz dizideki karakterini anlatır mısın?

Onur: Dizide başrol Yusuf’un çocukluktan en yakın arkadaşıyım. Adım Kamer. Hukuk okumuşum ve avukatlık yapıyorum. Yusuf’un kendi hikayesinde onunla birlikte olan ve onun intikamına ortak olan, ona inanan vicdanlı biriyim. Yokluktan geliyorum ama kendimi yetiştirmeyi başarmışım.

Göksel: Delikanlı seti nasıl geçiyor? Set ortamı ve ekip nasıl?

Onur: Zeynep Günay’la tekrar çalışmak harika. Masumiyet Müzesi’nde çalışmıştık. Oyuncuyu çok geliştiren bir zorluğu var. Onun setinde olmak bana iyi hissettiriyor. Tüm ekip ve oyuncularda da aynı şeyi görüyorum. Oyuncu arkadaşların hepsi çok tatlı insanlar. Bazılarını zaten tanıyorum bazılarıyla yeni tanıştım. Ekip de harika. Benim set maceram gayet güzel gidiyor yani.

“Moda Sahnesi ile yapmak istediğim birçok şey daha var.”

Göksel: Bir yandan yoğun şekilde tiyatro da devam ediyor. En son Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri oyunu ile seni keyifle seyrettim ve bayıldım. Tiyatro ajandan nasıl?

Onur: Tiyatro ajandası bitmek bilmez. Edouard Louis’nin ‘Babamı Kim Öldürdü’ oyunundan sonra şimdi de ‘Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri’ni oynuyorum. Öte yandan Koffi Kwahule’nin ‘Dıkşın: Büyük şans’ oyununda oynuyorum. TiyatroiN’de ‘Elma, Labrador, Çimen’ oyununu yönettim. Tiyatroda sürekli çalışıyorum ve özellikle Moda Sahnesi ile yapmak istediğim birçok şey daha var. Ölene kadar 🙂

“Kameranın bana alerjisi olduğunu düşünüyorum.”

Göksel: Hem kamera önü hem tiyatro; bu tempo seni besliyor mu, yoruyor mu? Çok yönlü bir sanatçı olmanın artılarını ve eksilerini bize anlatabilir misin?

Onur: Yoruyor. Ben tiyatro seven biriyim. Kamerayla ilişkimi çok düşük buluyorum. Kendimi kamera karşısında da beğenebilen biri değilim. Çocukluktan beri hayalim hep boş sahneye çıkmak olmuş. Filmlerle ilgili kurduğum bir hayal nerdeyse hiç olmuyor. Kameranın bana alerjisi olduğunu düşünüyorum.

Göksel: Onur, biliyorsun ki ben Onur Ünsal’ın diğer sanatçılardan farklı, bünyesinde biraz daha derin misyonlar barındıran, bir parça büyülü, bir parça mucizevi olduğuna inanıyorum. Sen kendini sanatsal ve toplumsal boyutta nasıl konumlandırıyor, tanımlıyorsun?

Onur: Çok teşekkür ederim ama ben kendimi en çok toplumsal boyutta misyonlar barındıran biri gibi görüyorum. Toplum dediğim de mahallem. Her nerede yaşıyorsam orası. Çok kişiye ulaşmak isteyen biri değilim. Yaşadığım çevrede süreklilik arz eden sanatsal oyunlar yapmak ve gelişmek istiyorum. Mahallemle beraber yaşayıp ölmek, onlarla beraber gelişmek ve üretmek istiyorum. Tiyatronun ulaşabileceği çevrenin kısıtlılığından çok hoşlanıyorum. Daha fazlasını hiç istemiyorum.

“Moda sahnesi bizim düşünme alanımız, uygulama alanımız oldu.”

Göksel: Kariyerinde seni en çok etkileyen, “bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı” dediğin kırılma noktaları oldu mu? Anlatmak ister misin?

Onur: Moda Sahnesi’ni açmak. Boş tuval bulmuş ressam gibi hissediyorum kendimi. Oradaki tüm ekibimizi çok seviyorum. Moda sahnesi bizim düşünme alanımız, uygulama alanımız oldu.

Göksel: Seçkin, kendine has, organik bir hayran kitlen olduğunu düşünüyorum. İzleyicilerinle, hayranlarınla etkileşim kuruyor musun?

Onur: Etkileşim kuruyorum evet. Sürekli tiyatronun oralardayım. Zaten yakında oturuyorum. Seyircimizle bağımız çok organik. Sohbetimiz hiç bitmez. Dolayısıyla ‘hayran’ kelimesinden hoşlanmıyorum. Bundan uzakta konumlanmak istiyorum. Bu ’star’lık triplerinden de, tiyatroya yaptığı şeyden de hoşlanmıyorum. Yanlış yapma hakkımı da elimden almasını istemiyorum.

Göksel: Bugünkü Onur olarak, üniversiteye ilk başladığın yıllardaki Onur’a öğüt verecek olsan, neler söylersin?

Onur: Daha çok oku. Kesinlikle daha çok oku. Edebiyatı felsefeyi ye yut. Herkese de tavsiyem budur. Boş kanaatlerimizden ve bu cahilliğimizden uzaklaşmamız lazım acilen.

Göksel: Sahnede ya da kamera önünde değilken Onur Ünsal kimdir? Neler yapar?

Onur: Köpeğimleyim hep. Kuko. Maç yaparım. Aşırı podcast dinlerim. Parklar bahçelerde dolaşırım.

Göksel: Son olarak eklemek istediklerin, okurlarımıza mesajın var mı?

Onur: Sanatsal, Felsefi, Siyasi ve Bilimsel cehaletimizi aşmaya çalışalım bence. Hep beraber 🙂

ONUR ÜNSAL İLE O MU, BU MU?

 

 

 

Bir cevap yazın