Haberler,  İnsan ve Sistem Analizi,  Kültürel Perspektif,  Perspektifler,  Yazılar

Hakan Durmuş ile Söyleşi

Ekranların ve sosyal medyanın yükselen yıldızı, yeteneği ile olduğu kadar yakışıklılığı ile de onbinleri kendine hayran bırakan Hakan Durmuş sorularımı sizler için yanıtladı.

Bir Gurbetçi Hikayesi

GA: Seni uzun zamandır tanıyorum; fakat bu söyleşiye seni ilk kez tanıyacak okurlarımızı düşünerek başlayalım. Bugünkü Hakan Durmuş’u kendi kelimelerinle nasıl anlatırsın? Hakan nereden geldi, nasıl bir hayatı vardı?

HD: Öncelikle tüm okurları saygıyla selamlıyorum. Hollanda Eindhoven’da doğup büyüdüm. Dedemiz, hacı babamız İsmail Durmuş Hollanda’ya yetmişlerin başlarında gitmiş ve ardından ailesini yanına almış. Babam Hollanda’ya gittiğinde 15 yaşındaymış. Babam Türkiye’ye geldiği bir yaz annemle tanışmış. Babam 22, annem 19 yaşında iken evlenmişler. Ben ve bütün kardeşlerim Hollanda’da doğup büyüdük.

Eğitim hayatım da Hollanda’da devam etti. Sales Management bölümünü bitirdim. Sonra gelen teklifler ve ısrar üzerine modellik yaptım Hollanda’da. Tabii ki ticari anlamda da birçok faaliyet gösterdim. Öte yandan modellik ve oyunculuğun bende hevesten fazlası olduğunu zaman içinde öğrendim. Sekiz yıl önce oyunculuğa adım attım. Bir ayağım hep Türkiye’deydi. Modellik ve oyunculuk eş zamanlı devam ediyor. Ayrıca Üsküdar’da bir kafem var. Ek olarak şu anda detayları vermeyecek olsam da teknoloji sektöründe ciddi ticari girişimlerimiz var. İlerleyen süreçte onları da anlatırız.

GA: Hollanda’da, Türk (göçmen) bir ailenin çocuğu olarak büyümek sana hayata dair nasıl bir bakış açısı kazandırdı?

HD: Göçmen bir ailenin çocuğu olarak büyümek bana iki kültürü bir arada tanıma fırsatı verdi. Evde Bayburtlu bir ailenin içinde, Türk kültürünü yaşayarak büyüdüm. Ailem köklerine hep bağlıydı; ben de büyüdükçe kültürümüzü daha fazla öğrenmeye çalıştım.

Hollanda’da doğup büyüdüğüm için oranın kültürü de hayatımın bir parçası oldu. Okulda, mahallede, arkadaşlarımla ve günlük yaşamın içinde onu yakından tanıdım. Avrupa’da pek çok şehri gezme şansım da oldu. Farklı insanların nasıl yaşadığını görmek, olaylara tek bir açıdan bakmamayı öğretti.

Sanırım bunun bana en büyük katkısı, bulunduğum yere uyum sağlarken kendi köklerimi de koruyabilmek oldu. Gerektiğinde Türk pratikliğiyle çözüm bulmayı da orada öğrendim.

“Çocukken Çok Utangaçtım”

GA: Çocukluğunda oyuncu olacağına dair ilk işaretleri hatırlıyor musun? Sahneye ya da kamera karşısına çıkma arzusu sende ne zaman belirginleşti?

HD: Açıkçası çocukken çok utangaçtım. Sahneye çıkmayı ya da kamera karşısına geçmeyi hiç hayal etmezdim; belki de buna cesaret edemezdim. Oyuncu olmayı ilk kez 23 yaşımda istedim ama o zaman sadece bir istekti. Gerçekten adım atmam 2018’de, 25 yaşımdayken oldu.

GA: Hollanda’daki hayatını geride bırakıp Türkiye’de oyunculuğun peşinden gitmek nasıl bir karardı?

HD: Çok zor bir karardı. Hiç kimseyi tanımıyorken sektörde, hiç kimseyi tanımıyorken tabiri caizse sarı çizmeli Mehmet ağa olarak bilmediğim bir denize yelken açtım. İlk başlarda tabii ki de çok zorlandım. Ama en başta hevesim, motivasyonum ve daha sonrasında da disiplinim, tutarlı olmam, hayatta ne istediğimi her zaman bilmiş biri olarak pes etmeden yoluma devam ettim. Hâlâ da inişli çıkışlı ilerliyor. Fakat pes etmeyeceğim. Yoluma kaldığım yerden devam edeceğim.

GA: Oyunculuk eğitimini farklı isimlerden ve disiplinlerden aldın. Bu eğitimler arasında sana yalnızca teknik değil, hayata dair yeni bir bakış kazandıran bir deneyim oldu mu?

HD: Tabii ki oldu. Farklı kurumlarda ve farklı oyuncu koçlarıyla çalışma fırsatım oldu. Her eğitimin bana kattığı başka bir şey vardı. Birinde karakteri anlamayı, başka birinde bedenimi ve sesimi daha bilinçli kullanmayı öğrendim. Farklı disiplinlerden beslenmek, oyunculukta tek bir doğru olmadığını görmemi sağladı. Kendimi geliştirmek için hâlâ öğrenmeye ve denemeye devam ediyorum.

Ama bana yalnızca oyunculuk açısından değil, hayata bakışım açısından da katkı sağlayan deneyimlerden biri seninle çalışmaktı. Ben zaten hayata olumlu bakmaya çalışan biriydim; seninle birlikte bunu bir üst seviyeye taşıdım. Bana gerçek anlamda motivasyon kaynağı oldun. Hem oyunculuğa hem de karşıma çıkan zorluklara bakışımı değiştirdin. Bir oyuncu koçundan fazlası oldun; bu süreçte bana yaşam koçluğu da yaptın. Tabiri caizse yoluma ışık tuttun. Bunun için sana teşekkür ederim.

GA: Estağfurullah, sen zaten hep yetenekliydin, birlikte birkaç dokunuş yaptık. Güzel sözlerin ve vefalı duruşun için çok teşekkür ederim. Çok duygulandım şuan, hemen bir sonraki soruya geçeyim. Kamera karşısına ilk geçtiğin günkü Hakan ile bugünkü Hakan arasında oyunculuk bakımından nasıl bir fark görüyorsun?

HD: Arada belirgin bir fark var. İlk zamanlar kamera karşısında çok kasılıyordum. Kendime güveniyordum ama canlandırdığım karakterden tam olarak emin değildim. Bu da ister istemez oyunuma yansıyordu.

Bugün kamera karşısında çok daha rahatım. Kendime güvenimin yanında, kurduğum karakteri de daha iyi tanıyor ve onun seçimlerine inanıyorum. Doğru yolda olduğumu hissettiren şey de bu. Benim için çok değerli bir değişim.

“Kan Çiçekleri”

GA: Kan Çiçeklerindeki Avukat Kerem karakteri seni geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturdu. Kerem’i oynarken karakterin hangi yönü sana daha yakındı?

HD: Kan Çiçeklerindeki Avukat Kerem, kariyerim açısından bir çıkış noktası oldu. 2022’de ilk kez ana kadroda yer aldığım bu projede uzun soluklu bir karakteri canlandırmak, kendimi geliştirmem için büyük bir fırsattı. Kerem’i oynarken çok keyif aldım, çok eğlendim.

Kerem’in bana en yakın yönü sempatikliği ve duygularını pek saklayamamasıydı. Etrafında olup bitenin farkındaydı; bazen hiçbir şey söylemezdi ama bir bakışıyla, bir mimiğiyle ne düşündüğünü belli ederdi. Ben de öyleyim. Hissettiklerim çoğu zaman yüzümden okunur. Sanırım seyircinin Kerem’de sevdiği şeylerden biri de buydu.

Zaman geçtikçe karakteri daha iyi tanıdım, içselleştirdim. O süreçte tecrübeli bir oyuncu abimden de çok değerli tüyolar aldım. Onun söylediklerini sette deneyerek Kerem’in bu yönünü oyunuma daha fazla taşımaya başladım. Senaristler de bunu fark edip karakteri o yönde geliştirdiler. Bir oyuncu olarak karaktere bir şey katabildiğimi ve bunun hikâyede karşılık bulduğunu görmek benim için çok değerliydi.

GA: Son dönemde adının Kuruluş: Orhan ve PARS: Yüzleşme gibi yapımlarla anıldığını görüyoruz. Bu projeler oyunculuk yolculuğunda senin için nasıl bir dönemi temsil ediyor? Bir de en son Mehmed: Fetihler Sultanı’nda rol aldın sanırım.

HD: Kuruluş: Orhan benim ilk dönem işimdi. Böyle bir dünyada bir karakteri canlandırma fırsatı bulmak beni çok heyecanlandırdı ve mutlu etti. Karakterin hikâyesi çeşitli nedenlerle devam etmedi ama sette geçirdiğim süre benim için çok keyifliydi. Farklı bir türü deneyimleme fırsatı olarak görüyorum.

PARS: Yüzleşme ise bana bambaşka bir karakter oynama alanı açtı. Aksiyon dolu bir hikâyede, iki yönü olan kötü bir karakteri canlandırıyorum. Bakışları, gülümsemesi, mimikleri… Onu kurarken bu ayrıntılarla çok uğraştım ve karakteri içselleştirerek oynadığımı düşünüyorum. İki proje de oyunculuk yolculuğumda farklı yönlerimi keşfettiğim bir dönemi temsil ediyor. Böyle karakterlerle yeniden karşılaşmayı isterim.

Mehmed: Fetihler Sultanı benim için çok iyi bir deneyimdi. Dönem işleri bana her zaman keyif veren işler oluyor. Set ortamı da muazzamdı diyebilirim. Bir İtalyan komutan rolündeydim; biraz Avrupai görüntümün bu rolde yardımı oldu sanırım.

GA: Oyunculuk sektörünün enlerini konuşacak olursak sence sektörün en acımasız tarafı ve en güzel tarafı nedir?

HD: Sektörün en acımasız tarafı, bazen emeğinin karşılığını alamamak. Bunu bir tahmin olarak söylemiyorum; bizzat yaşadığım olaylar var. Göksel, sen de bunların çoğunu biliyorsun. Önümü kesmeye çalışanlar, arkamdan konuşup işime engel olmak isteyenler oldu. Ama isim verip bunları magazin malzemesi yapmak istemiyorum; bana yakışmaz. Her şeye müdahale edemiyorsun. Bazen “Tamam,” deyip yoluna devam etmen gerekiyor. Ben de ailemle ilgili konular dışında yaşadığım şeyleri kafama takmamaya çalışıyorum.

En güzel tarafıysa her şeyin bir anda değişebilmesi. Çaba göstermeye, kendini geliştirmeye devam ettiğinde hiç beklemediğin bir fırsat çıkabiliyor karşına.

Oyunculuğun kendisinde en sevdiğim şey de başka hayatları yaşama imkânı. Bir insan gerçek hayatta aynı anda doktor, astronot, mimar, asker ya da öğretmen olamaz. Ama bir oyuncu bu karakterlerin her birinin dünyasına girip ne hissettiklerini anlamaya, onları seyirciye yaşatmaya çalışabilir. Benim için bunun değeri paha biçilemez.

“Born to Perform!”

GA: Instagram profilinde “Born to perform” diyorsun. Performans göstermek senin için yalnızca oyunculuk mu, yoksa bir varoluş biçimi mi?

HD: Vay, dersine iyi çalışmışsın. Tebrik ediyorum sevgili Göksel Aksel! “Born to perform” benim için yalnızca oyunculuğu, sahneyi ya da kamera önünü anlatmıyor. Hayata bakışımı da özetliyor.

Hepimiz bir şeylerin peşindeyiz; kendimizi tanımaya, bir yer bulmaya, karşılaştığımız zorlukları aşmaya çalışıyoruz. Ben performansı biraz da burada görüyorum. Sadece başkaları bizi izlerken gösterdiğimiz şey değil; kimsenin görmediği anlarda verdiğimiz emek de onun bir parçası. Bir işe hazırlanırken, zor bir günün ardından yeniden başlarken ya da verdiğin bir sözün arkasında dururken de bir performans gösteriyorsun.

Ben ne yapıyorsam o an elimden gelenin en iyisini yapmaya inanıyorum. Her zaman kusursuz olamam; zaten mesele de bu değil. Ama bulunduğum yerde gerçekten var olmak, çabalamak ve kendimi bir adım ileri taşımak istiyorum. “Born to perform” benim için biraz da bu demek.

GA: Performans diyince tabi ki spordan bahsetmemek olmaz. Sen sporcu bir insansın. Bize spor rutininden ve hangi spor dallarıyla uğraştığından bahseder misin?

HD: Bir Türk genci zinde ve çevik olmalı diye düşünüyorum. Spor da uzun zamandır hayatımın bir parçası. Genellikle haftada beş gün çalışıyorum. Katı bir programım yok; yıllar içinde edindiğim tecrübeyle, o gün nasıl hissettiğime göre antrenmanımı şekillendiriyorum.

Fitness ve koşunun yanında pilates yapıyorum. Eşim pilates eğitmeni; onun sayesinde birkaç yıl önce Cadillac ve reformer pilatesle tanıştım. Özellikle bedenimi daha iyi tanımamda ve hareketlerimi kontrol etmemde bana çok şey kattı.

Savunma sanatlarına da çocukluğumdan beri ilgim var. Boks, kick boks, Krav Maga, jiu-jitsu, taekwondo, karma dövüş sanatları ve grappling gibi farklı alanlarda eğitim aldım. Bir ödül ya da derece iddiam yok; sevdiğim için öğrendim ve hâlâ çalışıyorum.

Beslenmenin de bu rutinin önemli bir parçası olduğuna inanıyorum. Benim gözümde iyi hissetmenin yolu, hem hareket etmeye hem de ne yediğine dikkat etmekten geçiyor. Spor yaparken kendimi gereğinden fazla zorlamamaya çalışıyorum. Bunu öncelikle iyi hissettiğim için yapıyorum; bedenimi tanımak ve farklı hareket biçimlerini öğrenmek, canlandıracağım karakterler için de bana katkı sağlıyor.

GA: Daha önce bir platformda “Her oyuncunun bir de zanaatı olmalı” demiştin. Bugün hâlâ aynı düşüncede misin? Oyunculuğa yeni başlayanlara bu konuda ne söylemek istersin?

HD: Evet, hâlâ aynı düşüncedeyim. Bravo Göksel, yine ödevini iyi yapmışsın! Sen bence bu konuyla ilgili farklı çalışmaları da bence gündemine al derim.

Oyunculukta işler her zaman peş peşe gelmiyor. Bir projeden diğerine geçerken uzun süre beklediğimiz zamanlar olabiliyor. Bu yüzden oyunculuğun yanında başka bir işinin, bir zanaatının olması insana hem geçimini sürdürme imkânı hem de iç rahatlığı veriyor.

Benim Üsküdar’da Mihrimah Kahve adında bir kafem var. Bunun dışında da uğraştığım başka işler oluyor. Bunlar oyunculuğa olan isteğimi azaltmıyor; aksine, seçimlerimi daha sakin yapabilmemi sağlıyor. Oyunculuğa yeni başlayanlara da şunu söylerim: Hayalinizin peşinden gidin ama kendinize başka bir alanda da beceri kazandırın. Hayatınızı kurarken bunun çok faydasını görürsünüz.

GA: Bu sezonun yeni dizileri hakkında ne söylemek istersin? Şimdi teklif gelse seve seve kabul ederim dediğin bir proje var mı?

HD: Yeni sezonda ilgimi çeken güzel projeler var. Bana uygun karakterler de görüyorum. Mesela Hamal bunlardan biri. Oktay Kaynarca’yla aynı projede yer almak, hatta hikâyeye uygunsa oğlunu ya da gençliğini canlandırmak çok hoşuma gider. Böyle bir teklif gelse seve seve değerlendiririm.

Teşkilat da takip ettiğim ve içinde olmayı istediğim işlerden. Daha önce de söylemiştim; bir Türk ajanını canlandırmayı çok isterim. Hem fiziksel hazırlık gerektiren hem de karakterin iç dünyasını kurabileceğim bir rol beni heyecanlandırır. Şu an aklıma ilk gelen projeler bunlar.

GA: Vakit ayırıp sorularımı yanıtladığın, okurlarımızla buluştuğun için çok teşekkürler Hakan. Başarıların daim olsun.

HD: Ben teşekkür ederim. Keyifli bir sohbetti. Herkese sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Son Söz

Sevgili Hakan Durmuş hayatına minicik de olsa dokunduğum genç yeteneklerden biri, ama itiraf etmeliyim ki en vefalısı. Örnek bir Türk genci, harika bir aile babası, ahlaklı bir iş insanı ve çok daha fazlası. Kendisini takip etmenizi ve desteklemenizi öneririm.

Bir cevap yazın