Haberler,  Kültürel Perspektif,  Yazılar

Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri

Edouard Louis imzalı Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri isimli oyunu izledim. Metni, yapımı ve oyuncu performansını sizler için yorumladım.

Oyunu izledikten sonra zihnimde en çok kalan şey havada uçan un taneleri oldu. Kısır döngü içinde sıkışıp kalmış bir insanın mutfakta hamur pişirmeye çalışırken telaşla kendini sağa sola savurması sırasında, az evvel un kavanozundan döktüğü iki avuç unun etrafta olup bitenden habersiz keyif ve sükunetle ağır ağır havada süzülüşü ve aynı ağırlıkla yeniden mutfak tezgahına kavuşması…

İsminden de anlaşılacağı üzere oyun temel olarak bir kadının hayatını anlatıyor; Fransa’da işçi sınıfına mensup bir evde geçiyor. Bir kadının hayatı, bir evin içine doğru daralıyor. Zaman geliyor ki artık yaşam değil de esarete dönüşüyor. Ev işleri, çocuklar, eş, tekrar eden günler. Sanki bir kapı kapanıyor ve o kapının arkasında kalan şey, kadının kendisi oluyor… İki evlilik, beş çocuk ve yıllara yayılan bir suskunluk. İlkinde şiddet ve bağımlılıkla yüzleşen bir kadın; ikinci evliliğinde ise daha incelikli ve daha derin bir kayboluş. Bu kez fiziksel değil belki, ama varoluşsal bir silinme. Ardından bir fark edişle gelen dönüşüm ve özgürleşme süreci. Tüm bu olayları bize bu kadının eşcinsel oğlu anlatıyor. Anlatırken kendi olgunlaşma sürecine de tanıklık ediyoruz. Abartısız, gereksiz dramdan kaçınılarak yazılmış güzel bir metin. Elektrik süpürgesi, ütü, bulaşık leğeni metaforlarını da pek beğendim doğrusu. Üzerine uzun uzun konuşulabilir.

Metin Hakkında Not: 18 yaşından beri toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine STK çalışmaları yürütmüş, iki önemli STK’da Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği görevi yapmış, sayısız eğitim vermiş, sayısız hayata tanıklık etmiş; hem de tüm bunları “buble hayatı” yaşayan ve STK’ları kanser etmiş zengin büyükşehir kokonaları gibi değil de Trabzon gibi bir sahada kan, ter ve gözyaşı ile yaşamış biri olarak, izlediğim oyunun metnini “gerçekler” perspektifinde sosyo-kültürel katmanlar haline bölüp eleştirebileceğim çok kısım var ama ne yazık ki bu eleştirilerime bence kimse hazır değil. O yüzden pas geçiyorum.

Yapım ve Teknik

Yönetmen koltuğunda Kemal Aydoğan‘ın yer aldığı oyunun akışını çok beğendim, harika yönetilmiş. Ayrıca dekor, kostüm, ses ve ışık gibi temel yapım unsurları bence çok başarılı. Yeni nesil tiyatro anlayışına uygun olarak eklenmiş interaktif antre, oyun içi kameralar, projeksiyon gibi teknolojik ögeler ustaca kullanılıyor. Sadece naçizane bir eleştiri olarak şunu söyleyebilirim, bence metne ve tek perde bir oyuna göre oyunun süresi biraz uzun kalmış. Kısaltılırsa tadı damakta kalır ve bıraktığı etki daha yüksek olur diye düşünüyorum. Herkesin eline sağlık, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Oyuncu Performansı

Onur Ünsal’a kulis ziyaretimden.

Veee Onur Ünsal! İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu sanatçı, tiyatro ve sinemaya adım attığı ilk günden beri herkesi kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Sevgili Onur oyuncu olmak için yaratılmış, dahası sahnede ve ekranda parlamak, büyümek, yücelmek için var olmuş insanlardan biri diye düşünüyorum. Her oynadığı karakterin sonuna kadar hakkını verebilen kuvvetli bir yeteneğe sahip olmanın yanı sıra bu karakterleri kusursuzca içselleştirebilmesi onu nadide bir değer yapıyor. Sahne hakimiyeti, beden dili, artikülasyonu, diyaframını kullanışı mükemmel. Kundaktayken üzerine yıldız tozu serpilmişçesine hayat boyu parlamış ve parlayacak olan bir sanatçı olmasına karşın asla şımarmayan, asla küstahlaşmayan da bir insan.

Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri’nde harikalar yaratmış Onur Ünsal. Yukarıda bahsettiğim gibi bence oyun biraz uzun. Onur Ünsal’ın performansı sayesinde sıkılmadan izledik. Kendisini tebrik ediyorum…

Sonuç olarak oyunu çok beğendim. Bana yeni bakış açıları sundu, bildiklerimi, düşündüklerimi sorgulattı. Hislerimi, kalbimi yeniden yoklamamı sağladı. Onur’un performansı zaten sanat damarlarım üzerinden ruhuma enjekte edilen yaşamsal bir besin gibiydi. Oyunu bulduğunuz yerde mutlaka izleyin. Ben çok beğendim.

Yaşasın Tiyatro!

Sevgiler.

Göksel Aksel

Fotoğraf Kaynak: Diken

Bir cevap yazın